jungle

karışık kafalar ve durumlar için bire bir. daha fazla da karıştırabilir, çağrıştırabilir.

Pazartesi, Mayıs 22, 2006


eurovision sendromu

eurovision heyecanımız sona erdi. beklediğim gibi super star şarkısı pek bir başarı getiremedi. İlk duyduğum andan itibaren şarkının çirkinliği yüzünden bi türlü sonunu getirememiştim, o nedenle elde etmiş oldukları başarı karşısında kendilerini tebrik etmek istiyorum. o şarkı ile 11. sıraya kadar yükselmekte büyük bir başarı. sibel tüzünün güçlü sesi de o şarkıyı o kadar kurtarabilmiş. kendisini dinlemesem de sesini hep takdir etmişimdir.

ben böyle ne idüğü belirsiz şarkıları hiç sevmem. İlk orda burada çalınmaya başladığında da ‘ay bu neee’ deyip sonuna kadar dinleme zahmetini bir türlü gösterememiştim. eurovision gecesi de şöyle bir baştan sona dinledim. hem de belki o kadar dans gösterisi, kıyafetler, yarışma heyecanı falan sonuna kadar sabredip seyredersem fikrim değişebilir diye düşündüm. ama fikrim gene değişmedi. zil taksan olmayacak bi şarkı. gerçi onu da yapmışlardı. gene fesubanallah diyip kafa sallayıp oturdum.

aslında ben eurovision şarkılarını sevmem. bunu da hiç sevmedim o yüzden. ama en azından içim birazcık ısınsın isterdim. bi kaç kere içimden tekrar etseydim nakaratını iyi olurdu. ama çok kötü kardeşim. zorlamaya gerek yok.

gecenin sürpriz ismi olarak tüm halkların sevilmeyen çirkin çocuklarının birinciliği kapması çok şaşırtıcı olmakla birlikte güzel bir gelişme. ülkesi finlandiyada pek çok kişi tarafından biraz fantastic ve korku serisi karakterlerini andıran üyelerden oluştuğu için sevilmemiş. kilise satanizme özendireceği için karşı çıkmış. hatta tekrar bir eurovision şarkısı seçmek için lobi oluşturmaya çalışmışlar.

bu arada bizim mezdeke grubu gibi maskelerini hiç çıkarmayan lordi grubu üyelerini KGB ajanlığı ile suçlayan bir takım kişilerde çıkmış. putin tarafından özellikle finlandiyaya gönderildiğini falan söylemişler. Bu rivayetler yunanistan topraklarına kadar gidip orada da hellenes isimli lordi düşmanı bir grubun çıkmasına sebep olmuş.

işin komik tarafı o sevmedikleri mordor diyarından kaçma adamlar finlandiyanın yıllardır içinde kanayan yarasına merhem olmuş. meğer finlandiya eurovisiondan 8 kez sonunculuk alarak yarışmadan kalbi genelde kırık ayrılan, uluslar arası arenada kendi adını bir türlü duyuramadığı için kendini biraz ezik hisseden ülkelerden biriymiş. bunun sadece ülkemizde yaşanan bir ruh hali olmadığını öğrendiğim için bu durum aslında hoşuma gitti. demek eurovision sendromu diye bilinen hastalık pek çok ülkede yaygınmış.

eurovision şarkı müsabakasını sert çocukların hard müziğinin karşıt sözlerle dolu şarkısının kazanması beni elbetteki şaşırttı. öldü, bitti, toprağı bol olsun dediğimiz seksenlerin heavy metal ruhu gene hortlayarak elektronik müziğin pabucunu dama mı atacak? eli baltalı, uzun saçlı, utanmaz, acımaz, savaşçı, erkekliği elektro gitarı ile biraz kışkırtılmış çocukların gönlümüzde yeri doldurulamayan şarkılarının yanına yenileri mi eklenecek acaba? yoksa heavy metal artık kan kaybını gidermek için eurovisionlara mı kaldı? biz gene de hard rock hallelujah diyelim.

eurovision dediğin yapacak başka bir şeyin olmadığında televizyon karşısına geçip çekirdek yiyip yanında çay içtiğin cumartesi akşamı programıdır. bana bundan fazla hiç bişey ifade etmedi. ay birinci olamadık diye yüreği yananlara geçmiş olsun diyor, umutlarını kaybetmeyip gelecek sene şanslarını denemelerini öneriyorum.

sağlıcakla kalın sevgili müzikseverler.

Cumartesi, Mayıs 13, 2006



en başta annemin sonra bütün annelerin

anneler günü kutlu olsun.

Salı, Mayıs 09, 2006


günün şarkısı : radiohead - karma police

göceki kim yedi?

göcek sahillerine iş makinalarını sokmuşlar. ağaçları kesip, bitki örtüsünü yok etme derdine düşmüş birileri. üzerine de oteller yapılarak, kanallar açılacak ve venedik görünümü verilecekmiş. venedik’e gidemeyen vatandaş venedik görsün ya da venedikli gelip burada yeni bişey görmesin. öylesine kendi kentinin küçük, bozuk, baştan savma biraz da estetik ve elbetteki tarihten ve özünden yoksun kötü kopyasını görsün diye.

ben bunu hiç anlamıyorum. bütün hayvanlığınla o bölgedeki ağaçları katledip doğal örtüsüne zarar verdin. tüm kazmalığınla orayı bir bina yığını haline getirdin. birbirinden lüks oteller yaptın, (ki şu sıralar turizm bitme noktasında, bütün rezervasyonlar iptal ediliyormuş. çünkü türkiyedeki turizmcilerin yabancı turistleri yolunacak kaz olarak gördüklerini, fiyatların çok yüksek olduğunu söylüyorlarmış.) sonunda da venediğin kötü bir kopyası olarak arabesk binaları oraya oturttun. üç beş de animatör koy. gondol koy. anadolulu bi gence de gondol süren adam kıyafeti giydir vs.vs. yani aklına gelen her türlü maymunluğu yap. ha tabi bunlar süpermiş gibi bi de reklamını yaparsın.

hangi zihni sinirin projesi olduğunu bilmiyorum ama geçen senelerden birinde içinde hollanda ve amsterdam sokak ve evlerinin benzeri ev ve sokakların bulunduğu bir otel yapılmıştı. sanırım hollanda köylülerini buralara çekmek istiyorlar. ‘aman ciğerim gittiğimiz memlekette de bizim köydeki gibi gezelim.’ o oteli yapanda kendi köyünü özlediği için gelen turistlerin de aynı kendisi kadar düşüneceğini hesaplamış olsa ki, hollandalı türkiyede kendi memleketinde hissetsin diye allem etmiş kalem etmiş o sokakların aynısını buraya yapıvermiş. gelen turist sanki yeni bir ülke görmek istemiyor, hep kendi ülkesini görmek istiyor. öyle olsa yurtiçi tatili tercih ederdi sanırım.

şimdi aynı zihniyete sahip, başka bir müteahhitlikten yetişme olsa gerek mimar aynı şeyi göcek sahillerine yapacakmış. tabi orada ağaç var ot var, tarihi var. olsun onları bir çırpıda yok edip yerine nerede olduğunu haritadan zor gösterip, geleneklerini pek de bilmediğimiz ama yıllardır özendiğimiz için bi şekilde herbişeylerini öğrendiğimiz, topraklarında yetişmediğimiz memleketlerin benzerini yaparak içine edeceğiz.

10 gün için türkiyeye gelen turistler gittikten sonra bakir denizleri kirletilmiş, doğal güzellikleri hiçe sayılmış, tarihi bir çırpıda silinmiş sahillerin gönlünü kim alacak. paylaşılan rantların hesabını kim soracak?

Pazartesi, Mayıs 01, 2006



bugün sizin için seçtiklerimiz köşesinde massive attack'ı konuk ediyoruz.

special cases adlı şarkısı sizin için çalmaya başladı bile. başka bir günün şarkısı kuşağında buluşmak üzere esen kalın.




birisi ev sahibeme laf anlatabilir mi?

TEFE ve TÜFE yi kendisine nasıl izah edebilirim?

neden her yıl bunları tekrar anlatmak durumunda kalıyorum?

neden anlamamakta direniyor?

öööff yyaaaaaaa...ööffff yaaaaaaaaa.......

Free Hit Counters
Free Counters