
eurovision sendromu
eurovision heyecanımız sona erdi. beklediğim gibi super star şarkısı pek bir başarı getiremedi. İlk duyduğum andan itibaren şarkının çirkinliği yüzünden bi türlü sonunu getirememiştim, o nedenle elde etmiş oldukları başarı karşısında kendilerini tebrik etmek istiyorum. o şarkı ile 11. sıraya kadar yükselmekte büyük bir başarı. sibel tüzünün güçlü sesi de o şarkıyı o kadar kurtarabilmiş. kendisini dinlemesem de sesini hep takdir etmişimdir.
ben böyle ne idüğü belirsiz şarkıları hiç sevmem. İlk orda burada çalınmaya başladığında da ‘ay bu neee’ deyip sonuna kadar dinleme zahmetini bir türlü gösterememiştim. eurovision gecesi de şöyle bir baştan sona dinledim. hem de belki o kadar dans gösterisi, kıyafetler, yarışma heyecanı falan sonuna kadar sabredip seyredersem fikrim değişebilir diye düşündüm. ama fikrim gene değişmedi. zil taksan olmayacak bi şarkı. gerçi onu da yapmışlardı. gene fesubanallah diyip kafa sallayıp oturdum.
aslında ben eurovision şarkılarını sevmem. bunu da hiç sevmedim o yüzden. ama en azından içim birazcık ısınsın isterdim. bi kaç kere içimden tekrar etseydim nakaratını iyi olurdu. ama çok kötü kardeşim. zorlamaya gerek yok.
gecenin sürpriz ismi olarak tüm halkların sevilmeyen çirkin çocuklarının birinciliği kapması çok şaşırtıcı olmakla birlikte güzel bir gelişme. ülkesi finlandiyada pek çok kişi tarafından biraz fantastic ve korku serisi karakterlerini andıran üyelerden oluştuğu için sevilmemiş. kilise satanizme özendireceği için karşı çıkmış. hatta tekrar bir eurovision şarkısı seçmek için lobi oluşturmaya çalışmışlar.
bu arada bizim mezdeke grubu gibi maskelerini hiç çıkarmayan lordi grubu üyelerini KGB ajanlığı ile suçlayan bir takım kişilerde çıkmış. putin tarafından özellikle finlandiyaya gönderildiğini falan söylemişler. Bu rivayetler yunanistan topraklarına kadar gidip orada da hellenes isimli lordi düşmanı bir grubun çıkmasına sebep olmuş.
işin komik tarafı o sevmedikleri mordor diyarından kaçma adamlar finlandiyanın yıllardır içinde kanayan yarasına merhem olmuş. meğer finlandiya eurovisiondan 8 kez sonunculuk alarak yarışmadan kalbi genelde kırık ayrılan, uluslar arası arenada kendi adını bir türlü duyuramadığı için kendini biraz ezik hisseden ülkelerden biriymiş. bunun sadece ülkemizde yaşanan bir ruh hali olmadığını öğrendiğim için bu durum aslında hoşuma gitti. demek eurovision sendromu diye bilinen hastalık pek çok ülkede yaygınmış.
eurovision şarkı müsabakasını sert çocukların hard müziğinin karşıt sözlerle dolu şarkısının kazanması beni elbetteki şaşırttı. öldü, bitti, toprağı bol olsun dediğimiz seksenlerin heavy metal ruhu gene hortlayarak elektronik müziğin pabucunu dama mı atacak? eli baltalı, uzun saçlı, utanmaz, acımaz, savaşçı, erkekliği elektro gitarı ile biraz kışkırtılmış çocukların gönlümüzde yeri doldurulamayan şarkılarının yanına yenileri mi eklenecek acaba? yoksa heavy metal artık kan kaybını gidermek için eurovisionlara mı kaldı? biz gene de hard rock hallelujah diyelim.
eurovision dediğin yapacak başka bir şeyin olmadığında televizyon karşısına geçip çekirdek yiyip yanında çay içtiğin cumartesi akşamı programıdır. bana bundan fazla hiç bişey ifade etmedi. ay birinci olamadık diye yüreği yananlara geçmiş olsun diyor, umutlarını kaybetmeyip gelecek sene şanslarını denemelerini öneriyorum.
sağlıcakla kalın sevgili müzikseverler.


0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa