trafik hikayesiher sabah ve akşam servise binip işe gelip giden bir kişi olarak artık bundan fena halde sıkıldığımı ifade etmek istiyorum. her sabah ve akşam aynı insanlar ile yolculuk etmek hem garibime gidiyor hem de komik geliyor. birkaç süprizin dışında herkes hergün oturduğu koltukta seyahat etmeyi tercih ediyor. birkaçı biner binmez uyku moduna geçip yatağa yan uzanıp sol dizini karnına çeker gibi koltuğun üzerinde uyku pozisyonu alıyor. bazısı kütüphanesinde okumadığı kitap bırakmıyor, diğerleri çocuklarını birbirlerine anlatıyor. yemek tarifi verenler, yol boyunca trafiği kontrol edenler, şoför ile muhabbeti koyultanlar, yol hikayelerini anlatanlar, cep telefonları ellerinden düşmeyenler, çocuğunun bakıcısına 15 dakika ara ile telefon edip hala yolda olduğunu söyleyenler hep beraber günün belirli saatlerinde seyahat ediyoruz.
iki kıta arasında gidip geldiğimiz için servis içinde uzun bir zamanı hepimiz kendimize göre harcıyoruz. yol boyunca düşündüğüm alakasız şeyleri bir bir yazsam bu sayfada konu sıkıntısı çekmem. yola çıktıktan bir süre sonra uykuya daldığım ve bişeyler okuyup oyalandığım zamanlar haricinde cımbızla yukarıdan köküm ve son anda sapından yakaladığım çantam ile beraber çekilmek istediğim çok oluyor. trafikten ne kadar tiksindiğim sürekli aklıma geliyor ve trafiksiz kent olur mu? olamaz mı? diye olası projeler üzerinde kafa patlatırken buluyorum kendimi. korna sesinin kafamın içinde yarattığı hasarı gidermek için evde meditasyon konusunda yeni yaklaşımlar geliştirmeye çalışıyorum. bugün altunizade sapağında beyaz minübüs şoförünün aracının uzuun uzuuun çalan kornası ile yedi ceddine küfür salladığı otobüs şoförünün, cevaben göndermiş olduğu iki kısa bir uzuuuun korna sesi sonucunda ruhumda, beynimde meydana gelen hasarı gidermek için acil durum alarmına geçilmesi ve de hemen gereken önlemlerin alınması, en yakın ses geçirmez odaya girilip kulakların dinlendirilmesi gerekmektedir. ilgililere duyurulur..lur..lur..zın... zın... zın.....
bir de bunun üzerine servistekilerin kimin haklı kimin haksız tartışması eklenince omuzlarımın düşüp, kollarımın sarkaç gibi sallandığı bir duruşa sebep olacak durum içerisinde olduğumu görür gibi oluyorum. yaaa bari siz konuşmayın. bu ses kafamı yeteri kadar şişirdi zaten.


0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa