
VAPUR SEFASI
Ben Vapurda dışarıda oturmayı tercih edenlerdenim. Hani kapılar açılır açılmaz kendine balkonda iyi bir yer kapmak için hızlı hareket eden, gizli saklı köşe kapmaca oynayan, gözüne kestirdiği yer kapılınca bulduğu yere ilişiveren insanlardan biriyim. Ya güverte ya da sancaktaki tek sıra oturaklar favori yerlerimdir. Güverte kışın, sancaktaki tek sıra oturaklar yazın güzel olur.
Hafta içi iş çıkışı aynı saatlerde aynı yüzlerle karşılaşabilirsiniz. Sizi simaen tanıyan insanların göz ucuyla yoklamalarına maruz kalırsınız. Sonra yoklama yapma sırası size geçer. Bir eksik bir fazla. Herkes burada. Son dakka koşanları da alalım. Sonra yola çıkmaya hazırız.
Koşuşturmanın ardından güvertedeki esaslı yerimi kaptıysam, sigara içmek farz oluyor. Tabi açık bir çaya da hayır diyemiyorum. Hazırlıklar bitince sıra kafamı meşgul eden meselelere geliyor. Kendiliklerinden gelip yanı başıma oturuveriyorlar. Birer sigara da onlar yakıyor. Birlikte açık havayı duman altı ediyoruz. O günün manşeti neyse, kafamı kurcalamaya başlıyor tıkır tıkır. Bazen kurmaktan zevk aldığım hayallerim de el ele verip şimdi tam zamanı diyip ortaya çıkıverdikleri oluyor. İçimden gitmeli, rahat bir yere yerleşmeli diye geçirdiğim zamanlarda, bir vapurun içinde bi daha çay ve sigara içemeyeceğim aklıma geliveriyor hemen kafamı iki yana sallayıp düşüncelerimi rüzgara ya da köpüklere bırakıveriyorum. Usulca dağılıp gitmelerini seyrediyorum. Şanslı günümdeysem Eminönü açıklarında yüzen yunusları görebiliyorum.
Martılar okul çıkışına dönüştürüveriyorlar vapuru. Çıkış zili çalmış gibi vapurun hareketi ile simitleri havada kapmaca başlıyor. Karınları doyana kadar herkesi uğurlayıp, gerisin geri yine çığlık çığlığa uçuyorlar. Bu sefer doğma büyüme İstanbullu olarak Dolmabahçe, Sarayburnu, Galata Kulesi, Kız Kulesi, Haydarpaşa bir bir yolcu ediyor herkesi.
Kısacık seyahatimde vapurlar beni götürebileceğinden çok uzaklara, özlediğim aşklara, dostlara götürüveriyor.


0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa